Tıp ve Adalet Sempozyumu'nda Sağlık Davaları ve Hekimlerin Mesleki Sorumlulukları Ele Alındı

Sağlık Bakanlığı ev sahipliğinde, Adalet Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen Tıp ve Adalet Sempozyumu, 17-18 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul The Grand Tarabya'da gerçekleştirildi. “Hekim ve Hâkim Perspektifinden Tıbbi Uygulamalar” temasıyla sağlık ve hukuk dünyasının temsilcilerini buluşturan sempozyumda, tıbbi uygulamalardan kaynaklanan uyuşmazlıklar ve çözüm önerileri değerlendirildi.

Sempozyumun açılış konuşmalarını Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal MEMİŞOĞLU, Adalet Bakanı Akın GÜRLEK, Danıştay Başkanı Zeki YİĞİT, Yargıtay Başkanı Ömer KERKEZ ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir ÖZKAYA yaptı. İki gün süren programda tıbbi uygulamaların genel hukuki çerçevesi, ceza davaları, tazminat sorumluluğu ve mesleki sorumluluğun hekimliğe yansımaları ele alındı.

Sağlık Bakanı Memişoğlu, açılış konuşmasında hasta haklarının korunması ile sağlık çalışanlarının mesleki güvencesinin birbirini tamamladığını vurguladı. Tıbbi uygulamaların hukuki değerlendirmesinde bilimsel verilerin ve her olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini belirten Memişoğlu, bir müdahalenin beklenen sonucu vermemesi ile hukuki sorumluluk doğuran kusurun birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekti. Adalet Bakanı Gürlek ise sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle mücadelede kararlılık mesajı vererek sağlık ve adalet alanları arasındaki iş birliğinin önemini ifade etti.

Dernek Başkanımız Dr. Reşat Bahat, yüksek tazminatların hekimler ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Dernek Başkanımız Dr. Reşat Bahat da sempozyumun ikinci gününde gerçekleştirilen “Tıbbi Uygulamaların Tazminat Sorumluluğu” başlıklı oturumda konuşmacı olarak yer aldı. Bahat, tıbbi uygulama hataları, komplikasyonlar ve özel hastanelerin organizasyonel yapılarından kaynaklanan uyuşmazlıkların tüketici mahkemelerinde görülmesine ilişkin itirazlarını dile getirdi. Hastanın tüketici olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Bahat, sağlık hizmetinin kendine özgü niteliğinin yargılama süreçlerinde gözetilmesi gerektiğini belirtti.

Hükmedilen tazminatların hekimlerin ödeme gücünü aşan, katastrofik boyutlara ulaşabildiğini ifade eden Bahat, yüksek tazminat riskinin hekimlerin mesleki tercihlerini de etkilediğine dikkat çekti. Hekimlerin bu yükü karşılamakta zorlandığını belirten Bahat, özellikle cerrahi branşların tercih edilmek istenmemesinde tazminat kaygısının etkili olduğunu vurguladı.

Toplantıda, bu sorunların toplum sağlığını ve sağlık hizmetlerine erişimi olumsuz etkileyecek bir boyuta ulaşmadan çözüme kavuşturulmasının önemi üzerinde duruldu. Sağlık ve hukuk alanlarının temsilcileri arasında ortak çalışmaların ve istişarelerin sürdürülmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı.